Sanatçı Metehan Özcan, “Halı Altı” adlı serisi üzerinden günümüz kentlerinin karmaşık yapısını ve geçmişle olan ilişkisini ele aldı. 6 Mayıs 2026 – 16 Ağustos 2026 tarihleri arasında YUNT’ta sergilenen “VarYok: Anıtsı” programının son bölümünde, Özcan ile Mona Mahall ve Aslı Serbest’in incelemeleriyle geçmişe ve geleceğe dair alternatif bakış açıları sunuluyor. Özcan’ın sergideki fotoğraf çalışmaları ve kolajları, kentsel, kırsal, endüstriyel ve evsel unsurları bir araya getirerek, izleyicide tekinsizlik hissi uyandıran sahneler oluşturuyor.
Özcan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, sergideki “Kahramanlar” serisine dair düşüncelerini paylaştı. İzleyicilere, İzmir Kahramanlar Köprüsü’nün metal ayakları etrafındaki birikintiler aracılığıyla farklı yaşam hikayeleri ve isimsiz kahramanlar hayal ettirdiğini vurguladı. Bu birikintiler, yaşamın sunduğu olasılıkları, aidiyet biçimlerini ve kimlik sorgulamalarını ortaya koyuyor. Özcan, bu fotoğrafların bir veri görselleştirmesi olarak düşündüğünü belirterek, köprünün altında biriken tekstil ürünleri, eşyalar ve diğer kalıntıların zaman içerisinde su seviyesinin yükselmesini de gösterdiğini ifade etti.
Sanatçının “Çevrimiçi İş İlanları” başlıklı serisi de benzer bir yaklaşımı benimsiyor. İş ilanları üzerinden çalışma koşullarını, dinamiklerini ve ortamlarını düşünmeye yönlendiren bu seride, köprü ayaklarındaki gibi geçici ve akışkan bir yapı hakim. Özcan, geçmişte günlük işlere dair ilanları taradığını ve günümüzde bu ilanların daha çok dijital ortamda yer aldığını belirtti. İlanlardaki kelime yığınları ve tanımlamalar, şehirdeki emek süreçleri hakkında ipuçları sunuyor. Bu serideki metinlerin plansız ve anlık yazılmış informal birikimler olarak algılanabileceğini vurguladı.
“Rehberde Meslekler” eserinde ise 1971 yılına ait mesleklerin alfabetik sıralaması yapılarak zamanın akışına tanıklık ediliyor. Geçmişteki ve günümüzdeki mesleklerin durumunu gözler önüne seren bu yapı, yapay zekanın yükselişiyle birlikte mesleklerin gelecekteki yerini sorguluyor. Özcan, telefon rehberlerinin kentin metin haritaları olarak düşünülmesi gerektiğini belirtti ve İzmir’e taşındığı dönemde yaşadığı deneyimlerle ilgili anekdotlara yer verdi.
Metehan Özcan’ın çalışmaları, günümüz şehirlerinin karmaşık yapısını ve zamanla değişen sosyokültürel dinamikleri sorgularken, izleyiciye düşünsel bir yolculuk sunuyor.
