Doğanın sunduğu kaynakları ustaca kullanarak köprü ve merdiven inşa eden insanlar, Hindistan’ın kuzeydoğusundaki Meghalaya bölgesinde, iklim koşullarına özgün çözümler geliştiriyor. Bu bölge, dünyanın en fazla yağış alan yerleri arasında yer alıyor. Muson mevsiminde yaşanan yoğun yağışlar, ani sel baskınları ve heyelanlar, yerel halkı doğayla uyumlu alternatifler üretmeye yönlendiriyor. Khasi ve Jaintia kabileleri, Hint kauçuk ağacı (Ficus elastica) köklerini yönlendirerek “yaşayan köprüler” inşa ediyor. Bu köprüler, nehirleri ve derin vadileri geçmek için kullanılıyor; kökler, bambu iskeler yardımıyla karşı kıyıya uzatılarak büyütülüyor ve zamanla toprağa sıkı bir şekilde tutunarak sağlam bir köprü haline geliyor.
Ayrıca, bu teknik yalnızca köprüler için değil, dik yamaçlar için de uygulanıyor. Ağaç kökleri örülerek doğal merdivenler oluşturuluyor. Bazı bölgelerde ise bu kökler, kayalara ve sarp uçurumlara sabitlenerek “canlı merdivenler” şeklinde inşa ediliyor. Bu yapılar zamanla güçleniyor ve bazıları, birden fazla kişinin ağırlığını taşıyacak dayanıklılığa ulaşabiliyor. Doğanın sunduğu bu eşsiz yapılar, hem estetik hem de işlevsel birer mühendislik harikası olarak dikkat çekiyor.