Sosyal Hizmetler ve İletişim Uzmanı Taner Akkuş, büyücülük, tılsım ve muska satan kişilere karşı önemli uyarılarda bulundu. Bu tür uygulamaların bireylerin zayıf anlarını hedef alarak nasıl bir suç ekonomisi yarattığını ve aile yapısını nasıl sarstığını vurguladı.
Son yıllarda büyü ve tılsım gibi bilimsel temeli olmayan uygulamalar, sadece bireysel mağduriyetlere değil, aynı zamanda toplumsal huzursuzluklara da yol açmaktadır. Taner Akkuş, bu irrasyonel eğilimlerin aileleri parçaladığını ve organize suç örgütlerine zemin hazırladığını belirtti.
Uzman Akkuş, insanların “aile huzuru” veya “evlilik hayali” gibi içten duygularla bu yollara başvurduklarını, ancak dolandırıcıların bu duygusal boşlukları sistematik bir biçimde sömürdüğünü ifade etti. Korku ve belirsizlik anlarında mantığın devre dışı kalabileceğine dikkat çekerek, insanların “hızlı düşünme” tuzağına düşerek dolandırıcıların ağına kapıldıklarını vurguladı.
Ayrıca, bu konunun dini boyutuna da değinen Akkuş, İslam’da büyü ve sihrin kesin bir şekilde yasaklandığını hatırlattı. Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresi ve Hz. Peygamber’in hadislerinden örnekler vererek, müminlerin karşılaştıkları sorunları Allah’a dua ederek, sabrederek ve meşru yollarla çözmeleri gerektiğini belirtti. Taş, muska ve tılsım gibi batıl uygulamalara yönelmenin tevhid inancıyla çeliştiğini ve kişiyi kötü düşüncelere açık hale getirdiğini ifade etti. Bilimsel açıdan ise bu uygulamaların sadece ‘plasebo’ ve ‘nocebo’ etkilerinden ibaret olduğunu, uzun vadede anksiyete ve depresyonu arttırdığını ekledi.
Taner Akkuş, bu faaliyetlerin aynı zamanda ciddi bir vergi kaybına yol açan ve organize suçları besleyen büyük bir “kayıt dışı ekonomi” yarattığını belirtti. Mağduriyetlerin sadece maddi kayıplarla sınırlı kalmayıp, şantaj, tehdit ve özel hayatın gizliliğinin ihlali gibi ağır suçlarla da ilişkilendirildiğini vurguladı.
Bu “karanlık sektörün” önlenmesi için bazı somut adımlar atılması gerektiğini savunan Akkuş, büyücülük iddialarıyla para toplayanlara yönelik sıkı denetim ve ağır cezai yaptırımlar uygulanması gerektiğini belirtti. Ayrıca, medyada mağduriyet istismarının sınırlandırılması ve okullarda “eleştirel düşünme” ile camilerde “doğru dini bilinçlendirme” kampanyalarının başlatılmasının önemine değindi.
Taner Akkuş, sözlerini şu çarpıcı cümle ile sonlandırdı: “Gerçek çözüm; iman, akıl ve bilim birliğindedir. Korkularımızla oynayan sistemlere ancak biz alan açarsak var olabilirler.”
