Türkiye, Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan nüfus oranında yüzde 29,8 ile Avrupa’nın en üst sırasında yer aldı. Bu durum, Türkiye’de 25 milyondan fazla kişinin yoksulluk tehdidi ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında en yüksek risk oranları ise, Birlik’e sonradan katılan eski Doğu Bloku ülkelerinde gözlemleniyor. Türkiye’yi sırasıyla yüzde 29 ile Bulgaristan, yüzde 27,5 ile Yunanistan ve yüzde 27,4 ile Romanya takip ediyor. En düşük oranlar ise yüzde 11,5 ile Çek Cumhuriyeti, yüzde 15 ile Polonya ve yüzde 15,5 ile Slovenya’da kaydedildi.
AB genelinde yoksulluk veya sosyal dışlanma riski oranı yüzde 20,9 seviyesinde bulunurken, toplam yoksul sayısının 92,7 milyon olduğu belirtildi. Ancak Türkiye’de durum daha da kötüleşiyor. Nefes adlı kuruluşun aktardığı verilere göre, Türkiye’deki bireyler yoksulluk, ciddi maddi yoksunluk ve düşük iş yoğunluğu gibi çoklu risklerle karşı karşıya kalıyorlar.
2024 verileri, Avrupa Birliği ülkelerinde risk altındaki kişi sayısının 93,3 milyon olduğunu ve yeni verilerle bu sayının 600 bin kişi azaldığını ortaya koyuyor. Ancak Türkiye, 25 milyon 32 bin kişi ile yoksul sayısında birinci sırada yer almakta. Türkiye’yi 17,5 milyon ile Almanya ve 13,8 milyon ile Fransa izliyor. En düşük yoksul sayıları ise 109 bin kişi ile Malta, 123 bin ile Lüksemburg ve 167 bin kişi ile Kıbrıs Rum Kesimi’nde görüldü.
Türkiye’de resmi verilere göre 2,8 milyon işsiz bulunmakta ve geniş tanımlı işsizlik ise 12,8 milyona ulaşmış durumda. Yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olan 25 milyonun üzerinde kişi içinde, 28.075 TL’lik asgari ücretle geçinmeye çalışanların sayısı yaklaşık 8 milyonu buluyor. Yaklaşık 16,9 milyon emeklinin büyük çoğunluğu asgari ücretin altında bir gelirle hayatını sürdürmeye çalışıyor. 20 bin TL olan en düşük emekli aylığını alanların sayısı 4 milyonu aşarken, 61.890 TL seviyesindeki en düşük memur emekli aylığıyla geçinmeye çalışanların sayısının da 500 bin civarında olduğu değerlendiriliyor.
Nisan ayı itibariyle açlık sınırı 34.587 TL’ye yükselerek, 28.075 TL olan asgari ücreti 6.512 TL aşmış durumda. Bu durum, asgari ücretin alım gücünde ciddi bir erimeye neden oldu. En düşük emekli aylığı ile açlık sınırı arasındaki fark ise 14.587 TL’ye ulaştı. TÜRK-İŞ’in araştırmalarına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için gerekli aylık gıda harcaması 34.587 TL. Gıda giderlerine kira, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel harcamalar eklendiğinde, bir ailenin insanca yaşayabilmesi için gerekli toplam gelirin 112.661 TL olması gerektiği görülüyor. Bu rakam, yoksulluk sınırının yaklaşık dört asgari ücret kadar bir tutara denk geldiğini gösteriyor.
Tek başına yaşayan bir çalışanın aylık yaşam maliyeti ise 44.802 TL olarak belirlenirken, asgari ücretli bir çalışanın bütçesi nisan ayında 2.217 TL açık verdi. Nisan ayında gıda fiyatlarındaki artış da devam etti. TÜRK-İŞ verilerine göre, aylık gıda enflasyonu yüzde 5,47 olarak kaydedilirken, yılın ilk dört ayında bu artış yüzde 14,74’e ulaşmış ve yıllık bazda mutfak enflasyonu yüzde 43,9 olarak hesaplandı. Bu veriler, Türkiye’deki yoksulluk ve yaşam koşullarının giderek zorlaştığını gözler önüne seriyor.